Kategori : Genel

Bugünlerde insanların zor durumlarına rağmen, yumuşamayan bazı yürekler görüyorum :( Ne acı… Üstelik bu insanlar maalesefki televizyonlarda milyonlarca insanı (koyun milletimi) etki altında bırakan şahsiyetler.
Keşke üniversitelerde eğitim almış olmak, eğitilmiş olmaya yetseydi… Ama maalesef “at gözlüğü”, tahsilliler arasında da çok moda…
Ne diyelim acıyorum bu tür kısır düşünce yapısına sahip insanlara…

Bilge Karatepe

EŞKIYA…

Bir baykuş öttü çok uzaklardan. Güneyden kuzeye doğru raf raf…

 Kırlangıçlar geçti Fırat nehri boyunca.

Mezopotamya’nın hüzünlü kuşu (pepuk) gün boyu, Pepuu Pepuu diye öttü bir palamut ağacında

Biraz aşağıda tarlasında günlük işler yapan köylü, Siverekli eşkıya Bekiro’nun türküsünü

Bir dengbej kadar yanık söyledi. Bekiro de loy loy. Ağayo de loy loy. Mahkumo de loy loy

Kasabadan dönen dağ köylüleri katırlarını ağaçlara bağlayıp büyük bir dut ağacının

Gölgesinde cemaatle ikindinin farzını kıldılar

Sonra, büyük bir atmaca kondu karşı tepedeki mazı ağacına.  Read More…

Hayata dokunmadan yaşayanlara…

Çık dışarı nefes al biraz… Hayatın işten ve belli kişilerden ibaret olmasın! Dışarıda hayat akıp gidiyor; azgın bir nehir gibi büyük denizlere açılmak üzere.. Nehre bırak kendini, bırak seni sürüklesin istediği yere… Geriye dönüp bakmak bile istemeyeceğin yerlere gidersin belki. Kendini özgür bırakmazsan neler olacağını bilemezsin ki…

Bilge Karatepe

Yürek yanılıyor olabilir mi?

Belki geceydi sebeplisi; sis bulutlarına sarınmışçasına görünmeyişinin kalbin, belki bu solunan matem havasının bile sebebiydi kahrolası gece….

Gecenin karanlığı hapsetmiş, satın almıştı belki ruhun aynası sanılan sevdicekleri… Herşeyi geceye yüklemeye çalışan yürekler yanılıyor olabilir miydi?

Zira “Ruhun  aynası olsalardı, gece üstümüze çöker miydi?”

Bilge Karatepe

BİR GARİP HALDEYİM…

Bazen kaçmak istersin herşeyden ve herkesten ama bir türlü bulamazsın o gücü kendinde…Kalabalıklar sıkar seni, fısıltılar kocaman gürültü bulutları gibi sarar etrafını, boğulursun… Uzaklaşmak istersin bu karamsar halinden ama ne ilaçlar avutur seni ne de sevdiğin dostlar… İçinde birileri ölmüş gibidir, yas tutarsın; neye ağıt yaktığını bilmeden, bestelersin matem şarkılarını… İçinden yükselen sesi kimse duymaz ve derler ki “Ne var yahu somurtacak, silkelen ve kendine gel. Saçma sapan fikirleri de at kafandan.”  Bu kadar kolaydır işte içsel dünyanı göremeyen dostlar için, normale dönmen. “Normal” nedir sahi? Neye göre ve kime göre “Normal”dir insan?  Siz “Normal” misiniz mesela? Ya da ben neden “Normal” değilim?

Bugünlerde böyle bir haldeyim işte; kalabalıklar içindeki yalnızlığımla kavga halinde… Gel kurtar beni meçhul “kişi” ya da”şey” her neysen, beni çıkar bu karamsar halden… Çocuksu sevinçlerimi, meraklarımı, heyecanlarımı geri ver bana yeniden….

Bilge Karatepe

SENSİZ GÜNLERİMDE…

Baba,
Ben sensiz günlerimde hep gökyüzüne ağladım.
Dertlerimi denize anlattım hep, seninle balık tutmaya gittiğimiz yerlerden uzak kıyılarda…

Sensizliğimin bir avuntusu olmadı hiç.
Senin hataların, yaptıkların, çektirdiğin acılar, yaptığın haksızlıklar avutamadı beni.
Hayatta beni en çok kıran sendin ama
Ben yine de hayata her kırılışımda, seni aradım yanımda.
Hiçbir zaman destek olmayan omzuna yaslanmak istedim düş kırıklıklarımda…

Bu kadar zor muydu “BABA” olmak?
Neden hiç hissettirmedin bana varlığını?
Ve neden çekip gittin?
Sanki varlığın yetiyormuş gibi mahkum ettin beni yokluğuna…

Her çocuk gibi benim de kahramanım sendin oysa.
Hayal kırıklıklarıma rağmen “Hayal Kahraman”ımdın benim.
Şimdi sen yoksun ya;
Ben kalabalıklar içindeki “YALNIZLIĞIM” a “BABA” diyorum.
O senin kadar acıtamaz canımı nasıl olsa…

Bilge Karatepe

Duygu Yoğunluğu

Yığın yığın içimde duygular;

Gidiş  gelişer, ölesiye sevişler, çaresizce debelenişler, kırgınlıklara aldırmadan umut edişler…

Yakınlaştıkça ısınıp,  uzaklaştıkça titreyişler…

Sebepli sebepsiz iç çekişler, hatta serzenişler.

Nihayetinde çok sevişler ve sevilişler…                                                                         Bilge Karatepe

Nedir AŞK…….?

Şehirli için: mutluluk
Köylü için: namus belası
-Eğer karşıdakinin senden haberi bile yoksa…
Şehirli için: Baslar uykusuz geceler ve gün boyu sürer takipler…
Köylü için: Başlar uykusuz geceler ve gün boyu uzaktan gözetlemeler…
-Eğer cesaret edip karşıdakine açılmaya karar verilirse…
Şehirli için: Şatafatlı bir ilan-ı aşk yada
el yazısıyla yazılmış Zeki Müren şarkıları misali bir aşk mektubu…
Köylü için: Kendi söyleyecek cesareti yoktur. En iyisi bacısıyla yada komşu kiziyla haber yollamaktir (tabi bu komşu kızı degilse)… Read More…

Kim Bilir Belki…

Yaşadığı ülkenin kültür mirasını bilmesi her insanın hakkı oldugu gibi biz Gerger (Adıyaman) ve çevresindeki insanların da hakkı.

Peki neden bilmiyoruz? Aceba neden? Acaba okuduğumuz okulda küçük de olsa bir kütüphanemiz olsaydı bir değişiklik olur muydu? Kim bilir belki… Read More…

MELEK Mİ? ŞEYTAN MI?

Her canlı gibi kadınlar da ilgiden hoşlanır, hatta belki biraz daha fazla…
Kadın; narindir, zariftir, bir o kadar da duygusal anlamda güçlüdür. Güçlüdür güçlü olmasına ama yine de sahiplenilmek ister. Erkeğinin yanında bazen çocuk, bazen anne gibidir kadın. Çok şefkatlidir kadın; anne-babasına, eşine, arkadaşına ve tabi ki çocuğuna anaç davranır. Şefkatlidir ama onun da şefkate ihtiyacı vardır.
Kısacası kadın; sevilmek ister, şefkat ister, düşünülmek ister, önemsenmek ister, sahiplenilmek ister, saygı ister…
İşin sırrına eren erkekler bunu bilir ve sonunda ummadıkları kadar mutlu olurlar. Çünkü kadın, garip bir varlıktır. Öyle ki; kadınlarınıza ne ekerseniz onu misliyle biçersiniz…
Mesela;
Ona biraz sevgi verdiğinizde o sizi sevgiye boğar…
Onu aldattığınızda ise hayatınızda tatmadığınız acıları size tattırır…
Artık siz karar verin, MELEK midir? ŞEYTAN mıdır?
Not: Cevaplamadan önce “Bu kadın kim?” diye sorun kendinize
Cevap şu ki; Anneniz, kız kardeşiniz, anneanneniz, teyzeniz, halanız, kızınız, eşiniz, baldızınız, iş arkadaşınız, kız arkadaşınız… hepsi bu konularda yaratılış itibariyle aynıdır ;)
Bilge Karatepe

Doğa Eczanesi’nden…

ALERJİ

Kayısı : İçeriğindeki betakaroten adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. (Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakaroten oranı o kadar yüksektir.) İçerdigi kalsiyum ve magnezyum ise; gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.

ARAÇ TUTMASI
Zencefil : Sindirime yardımcı olur. Mide bulantısını giderir. Doğal enerji arttırıcıdır. Otomobille yapılan yolculuklarda uzun süre araçta kalmanın yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.

ARTRİT
Enginar : Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Artirit ve romatizmasi olan hastalara özellikle tavsiye edilir. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engeller. Read More…

Bunlara Dikkat Edelim!

***Apranax ve türevlerini(Aprol,Aprowell,Naprosyn,Napradol,Kapnax,Apraljin,Aleve Synax, Oprax) yani etken maddesi “naproksen” olan ağrı kesicileri kesinlikle çiğnemeyiniz. Çiğnendiği takdirde etken madde beyne çok hızlı bir şekilde nüfuz ediyor ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu sebeple beyin kanaması geçiren vakaların sayısıysa oldukça yüksek. Read More…

Çiftçi-SEN basın açıklaması

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla (GDO) ilgili yönetmelik daha “kırkını” doldurmadan değiştirildi. Yeni yönetmelikle beraber GDO’lu ürünlerin ülkemize girmesi hem serbestleştirildi hem de kolaylaştırıldı.
Bu serbestlik ve kolaylık, GDO karşıtlarının da doğruları olan “Islah yöntemi GDO’lu üretime göre daha verimli”, “GDO’lu üretim biyoçeşitliğe zarar verir” ile “GDO’lu gıda tüketmem”, “GDO’lu ürün üretimi benim felsefemle bağdaşmaz” gibi sözleri medyada söyleyen Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in öncülüğünde yapıldı. Bakan ve Hükümete bu yanlışı yaptıran güç nedir acaba? Read More…

Önceleri kısa cümleler kurarsın hemen noktalanan.
Sonraları giderek artar cümlelerinde virgülün yeri ve kelimeler birbiri ardına geldikçe cümleler uzar, anlaşılmaz olursun kimilerince… Oysa dolduğun içindir, bildiğini sandığın içindir bunca kelimeyle süslemen cümlelerini. Ama eskiden daha anlaşılır olduğunu düşünür herkes, giderek daha az anlarlar seni.
Bildiğini sanma zamanın geride kalır sonra, ne kadar az şey bildiğinin farkına varırsın her öğrenmede ve soru işaretleri artar cümlelerinde. Öğrenme eyleminin yoğun olarak görüldüğü bir dönemdir bu hayatında ve bıkmadan sorular sorar cevaplarını ararsın kendince. Read More…

Yalnızlık…

Tüm bencilliklerin yegâne yoldaşıdır yalnızlık…
Kendini tamamlayamamış korkak insanların sevgilisidir adeta…
Oysaki insan fıtratı gereği yalnız kalamaz…
Anasının karnında annesiyle, doğduğunda annesinin memesiyle, biraz büyüdüğünde biberonuyla, beşiği ile hatta kendi dışkısı ile bile birlikte olmak ister.
Öyle bir durumdur ki bu, Tanrısını kaybetse ve hiçbir şey bulamazsa O’nun yerine koyacak; gider, Read More…